Yönetmen:Takashi Miike Süre:84 Dakika Tür:Korku Gerilim Dram Komedi Oyuncular Kenichi Endo Shungiku Uchida Kazushi Watanabe Jun Mutô Fujiko Shôko Nakahara Ikko Suzuki konu Japon gençliğinin yoldan çıkması ve toplumsal yozlaşma üzerine haberler yapmış olan, bu konuya takıntılı eski bir haber spikeri ve onun bu takıntı nedeniyle yapısal bozgunla sınadığı ailesine gizemli bir yabancı konuk olur. Biz ona “Misafir Q” deriz. Misafir Q’nun gelişi ile eroin bağımlısı bir anne, anneye fiziksel işkence yapmaktan zevk alan erkek çocukları, fahişe bir kız, fahişe kızıyla para karşılığı yatan babadan oluşan bu “müthiş” aile çok değişecektir. Bu filmi altına koyabilecek uygun bir başlık bulabilmek hiç kolay değil. Aslında bu, sadece bu film için değil, bir çok Takeshi Miike filmini sınırlandırırken karşılaşılan bir olanaksızlık. Bu tür bir gruplandırma bu adamın filmleri için mümkün değil. Bu nedenle de Takeshi Miike filmlerinin bazı ortak özelliklerinden yola çıkarak tamamen bağımsız ayrı bir ana gruplandırma başlığı belirlemek durumunda kaldım. Bu gruba “yapı bozuculuk” adını verdim. Yapı bozuculuk ile kastım nedir? Ana başlıklara baktığımızda kişilik korkusu (personality horror) adlı bir başlık görüyoruz. Henry vb seri katil filmlerinin bazıları görsel sertliklerinden ziyade sergiledikleri kişiliklerin korkunçluğu ile korkuturlar. Yapı bozuculuğu da benzer biçimde düşündüm ama belii bir kişilikle sınırlandırmadan, genel kabul gören toplumsal bir yapının bir antitezinin sergilendiği ve sınandığı filmler için kullanabiliriz. Yapı bozuculuk, en oturmuş görünen ve tartışılmayan toplumsal yapı ve değerleri alaşağı ederek hayal gücünün sınırsızca sınandığı filmleri gruplamak için kullanabileceğim uygun bir başlık olabilir. Peki ama bu türden soyut bir sınama bir korku filmi ortaya çıkarabilir mi? Aslında yapı bozuculuk yarattığı sınırsızlık ölçüsünde, modern toplumsal yapılarda ve baskın kültürel normlarda dile getirmeye dahi cesaret edilemeyecek alternatif olasılıkları düşündürerek izleyiciyi arasına sıkıştığı güvenli düşünsel kalıpların dışına çıkmaya ve dolayısıyla korkuya götürebilir. Bu grubu bazı Miike filmleri için özel tasarlamadım elbette. Aklıma bazı Luis Bunuel, Haneke, Lynch filmleri de geldi. Ortak özellikleri sürrealizm olabilen bir dizi film. Sürrealizm başlı başına bir korku biçimi değildir, korkuyla sınırlı ve özdeş değildir çünkü. Ama bu tür filmlerin yapmaya çalıştıklarına, amaçlarına baktığımızda, orada toplumsal genel geçer düzenler açısından korkutucu olan hedeflerini görüyoruz. Ki bu da gayet politik bir hedef olan yapı bozumudur. Örneğin Luis Bunuel’in Exterminating Angel filminde, tamamı burjuva konukların yemek sofrasından bir türlü kalkamamaları ve görünmez bir engelle gayet sürreal biçimde engelleniyor olmaları gibi. Visitor Q da benim için bu tür bir “uydurma” grup başlığı altında toparlayabileceğim şimdilik ilk örnek oldu. Bu filmi elbette ki Kişilik Korkusu altında toparayabilmek de mümkün. Ama bu durumda filmin esas korkutma amacından ve büyük resimden uzaklaşılmış olunur. Çünkü burada korkutucu olan ekranda sergilenen karakter değil, yapı bozuculuğu aracılığı ile korkutulan izleyicinin kendi karakteridir ve yapı bozumuna verdiği olumlu tepkidir. Miike’ın tüm filmlerinde, düşünce ve sergilemedeki sınır tanımazlık bir tür yapı tehditini de beraberinde getirir. Ancak Visitor Q haricindeki tüm filmlerinin odağında izlenebilir bir öykü çizgisi bulunur. Visitor Q’da ise, yapı bozma amacı ve film arasında herhangibir takip edilebilir alternatif öykü çizgisi yok. Bu film salt tehditten oluşmaktadır. Film, “Hiç babanızla seks yaptınız mı” sorusuyla başlıyor. Sonrasında fahişelik yapan küçük kızın babasıyla seks yaptıkları sahne ile açılıyor. Bir hayli uzun süren bu sahne izleyiciyi büyük bir tuzağın içine çekmeyi amaçlıyor. Ağırlık olarak bakıldığında filmin eşit önemdeki benzer sahneleri bundan çok daha kısadır. Bu sahne uzundur, yavaş akar, nedeni izleyiciyi azdırmak istemesidir. Bu çok garip ve hatta iğrenç gelebilir. Ama şöyle bir durum var: Ekranda baba-kız oldukları idda edilen iki kişi var ve ara sıra baba “bu çok yanlış” dese de sevişiyorlar. İzleyici bunu bir noktaya kadar alır ve bu yanlışlığı olanca sertliği ile hatta mide bulantısı ile kabul eder. Ama bir noktadan sonra ekrandaki görselliğin etkisine girecektir. Ne de olsa bu sadece bir filmdir. Ama tez ortadadır. Teze rağmen bu sekans izleyicinin geçici dikkatini çekmeyi başarabilir. Bu noktada, izleyicinin hissedebileceği karakter korkusu kendi karakterine yönelik olandır. Bir ensest görüntüsünü izlemekten keyif aldığını fark eden izleyici kendinden korkar. Film sonrasında, “Hiç Annenizi dövmeyi düşündünüz mü?” sorusuyla devam eder ve izleyiciye yönelttiği tehditlerini çeşitlendirir. Filmde ensest, aile içi şiddet, uyuşturucu kullanımı, zina, fahişelik, hatta nekrofili, olağan ve kabul gören bir sıradanlık ve alenilikte yaşanan olaylardır. Miike ailedeki tüm karakterleri sırayla izleyicinin kullanımına sunar. Birinin takip edilmez aykırılıkta ve agresiflikte sunulduğu noktada bir başka karakter resesif (çekinik) bir formatta sunulur ve izleyicinin pasif dikkatini bir sonraki değiş tokuşa kadar taşır. Her karakter çarpıktır ama bu çarpıklığın anlaşılması izleyici açısından zaman alıcıdır. İzleyici karakterin gerçekten çarpık ve ahlaki açıdan izlenemez olduğunu kavrayıncaya kadar uzunca bir süre sanki öyleymiş gibi karakteri istekle kabul ve takip eder. Her bayrak değişimi izleyici bakışının kendi kendini aldattığı birer andır. Bu çarpık karakterlerin sıradanlık eksenini oluşturdukları bu yapının bozumu Visitor Q sayesinde olur. Garip bir yabancı birden bire hayatlarına girer, yemek sofralarına tek kelime etmeden oturur. Kimi zaman başlarına taşla vurarak ve izleyicinin vicdanını ve arzusunu yerine getirerek bu çarpıklığa karşı durur. Kimi zaman ise onların oyunlarına katılarak izleyiciye ihanet eden bir karakter de o olur. Filmin sonları geldiğinde, Visitor Q’nun da yardımına koştuğu bu devinimler sayesinde, filmin başlarında çok büyük ölçüde yadırganabilecek gariplikler artık izleyicinin açılan algısı sayesinde rahatça kabul edilebilir hale gelmiştir. Film, bir öze dönme ve küçülme ritüeli ile son bulur. Tüm aile, çıkış noktaları olan, her şey çarpılmadan önce bir zamanlar bilinçsizlikle var oldukları bir utero huzuruna geri dönerler ve bundan çok da mutludurlar. Birçok Miike filmi izlemiş olmama rağmen içlerinden en yırtıcı ve en tehditkar olanın bu film olduğunu söylemeliyim. Oldukça sürreal görünmekle birlikte amacının netliği ve politikliği sayesinde, Miike’ın sürrealizmi eksen olarak kullanan birçok filmine göre çok daha net ve anlaşılır bir film. Ama kesinlikle güvenli bir film değil. Bu filmin, yönetmenin en iyi bulduğum iki filmi Audition ve Katil Ichi ile aynı kalitede olduğunu düşünüyorum. Ekşi Sözlükten İlginç Yorumlar -Hastalıklı bir zekanın ürünü rahatsız edici bi manyak film. yozlaşmakta birinci olan japon popüler kültürünün varıp varabileceği son noktalardan birinin hikayesi. çok arıza, 18 yaş sınırı var. spoiler olmasın die huzursuz öğelerden bahsetmiycem, ama kapağında bi kadının bi adamı emzirdiği resim vardır. yanlış anlaşılmasın, filmde sex öğesi o kadar yoğun değil, daha rahatsız edici şeyler de var. -Miike nin kendine has tarzı (?) ile tecavüzün normal sayıldığı rahatsız bi toplumu eleştirdiği (aslında ayaklar altına aldığı) belgesel tarzı filmi. hand-cam le çekilmiş olması hikayeye daha bi gerçekçilik katıyo haliyle. -Şiddetin binbir turlusune karsi ,kol uyusmasi,sag el titremesi,ucuk cikariverme,migren gibi psikosomatik reaksiyonlar gosterme esigi oldukca dusuk bir insan olmama ramen,filmin genelinde dayanamayıp gayet de yuksek sesle guldugum,hakkinda yapabildigim iki tespitten biri “hmm bu japonlar siyirmis hakkaten” olabilen , ne ararsan varfilmi.digeri ise son sahnesinin ,son sahnesindeki mavinin,arkada calan sarkinin ve sozlerinin buyuleyiciligi olabilir.sadece o kismi izlerken eristigim ic sakinligini tekrar yasayabilmek icin bi sekiz kere daha bastan izleyebilirim filmi.dokuzuncudan itibaren fenalik getirmesi olasidir. -Bu film bir amerikan filmi olsaydi, suphesiz yer yerinden oynardi. oldukca curetkar sahnelerin yeraldigi bu filmde, esas “visitor q” yonetmen oluyor, o tasla kafamiza kafamiza vuruyor. bir de mikrofon var ki, o neremize giriyor belli degil. -Miike'nin her şeyi koparttığı; cinselliği ve vahşeti olağanlaştırdığı bir eserdir efendim bu. diğer miike filmlerine göre nedense çok daha sürükleiyci bir eserdir zannımca.Ayrıca, elinde kaldırım taşı olan herkes, istediğini yaptırabilirmiş, bunu öğreniyoruz.Süt olayı nedir ama kardeşim. -Rahatsiz ediciliğin son noktasi.izlerken ağzınızı açık bırakan film. diyet uygulamak istiyor ve bir türlü başlayamıyorsanız işe bu filmi izlemekle başlayın derim.şiddet o kadar kol geziyor ki filmde, artik dehşete düşmek yerine çaresizce gülüyorsunuz. yari sinirden, yari ne olduğunu bilmediğiniz o garip ve karmaşık şahitlik hissinden ötürü. -Son derece rahatsız bir film olduğunu söyleyebilirim. şiddet içerikli ve sapıklık tandanslı sahneleri “sanat canım bu” diye savunmak için ise bu filmin yönetmeni kadar sapık olmak gerekir diye düşünüyorum. nekrofilinin dibine vurulmuş, fetişistlikte çığır açılmış, sonra da utanılmamış; “ben bu filmi çekerken bozulan japon aile yapısını eleştiriyorum” denilmiş, afedersiniz ama iyi de bok yenilmiş. sağlam kafa ve sağlam mide ile başladığınız bir serüveni, mide bulantısı ve kusma isteğiyle tamamlamak istiyorsanız, izleyiniz.ps: daha da ağır şeyler yazacaktım ama bir kusup gelsem fena olmayacak… -Görüp görülebilecek en ağır toplum eleştirilerinden bir tanesi. toplumun -nerede ise- her kesimine gerek inceden inceye, gerekse kör göze parmak diyerek boğazınıza sokulan yumruk adeta. bir türlü yutamadığınız, dışarıda çıkaramadığınız, sizi etkisiz hale sokacak, iğrendirebilecek* , ancak film nihayete erdiğinde, sizi doyurmuş olacak olan..aşırı(!) gelen şeyler üzerine biraz durup düşünüldüğünde, insan birşeyi fark ediyor; anlatılanlar zaten var olan şeyler. görülmeyen/görülmek istenmeyen şeyler.peki bizi bu kadar rahatsız eden nedir? bu artık ”aslında uç olmayan” uç noktaların, kutsal olarak bellediğimiz(?) aile kavramı içerisinde yer bulması mı? ya da her gün görüpte uzak durduğumuz, görmek istemediklerimizin bir arada, hep beraber ve ard arda mı gelmesi?sinemasal olarak çok da başarılı değil visitor q, evet. lakin içerik olarak takeshi miike olabildiğince sert bir uslupla çıkıyor karşımıza, yer yer absürd, yer yer acı bir biçimde.kaos ‘ a giden yol'a merhaba! Bir internet sitesinde film hakkında iki arkadaş konuşurken konunun vardığı nokta(.) simplextablosu- yahu geçen sizde izlediğimi o komple muamele filmin adı neydi yahu? sitki siyril: bizita q simplextablosu- eyvallah gözüm sitki siyril: ne dimah.. dur bi film seyrettik ama yönetmen burda acep ne demiş tandanslı mesajına bir cevap verdik çok mu… simplextablosu- görüyoruz ki yönetmen aslında giderek yozlaşan japon kültürüne olan rahatsızlığını ekstrem bir şekilde ifade etme yolunu seçmiş. seçmiş seçmişte o karı sıçmayaydı daa iyiydi. sitki siyril: abi film tamamen simgesel bir film esasında. aile içi sevgiye freudyen gözlükle bakmış takashi miike. hani hep tartışıyoruz ya, ana rahmi, psikozu falan deyi. bizim o tartışmalarımızdaki özneyi , yönetmen göstermiş aslında, “aha ana rahmi budur, ana götü, memesi, sütü budur, siz daha ne ana rahmini tartışıyorsunuz diye gözümüze sokmuş bu namahrem organları. ölüyü diriyi siktin, gözünü bize mi diktin takashi diye bitiyorum mesajımı. simplextablosu- abi bende son olarak şeyi diyeyim bari.. kızlarınında götü göbeği falan şahaneydi. o neydi öyle be! kütür kütür maşallah.. sitki siyril: konuyu ısrarla akademik bir sinema tartışmasına yönlendirmek istememe rağmen olmadı, kozmik sinemayı, fantazyayı, idi, egoyu tartışacakken, kızın götü göbeği üzerine odaklanarak güzel bir beraberliği bitirdin. elveda ay elvada feza. simplextablosu- la yürü. ben sinemada fantazyayı tartışıyorum zaten sen idrak edemiyorsun onu. sanki ben taktım pornoyu ben izlettim. bide üste çıkıyor. sitki siyril: hahayt.. tuzlıyim de kokma. sinema tartışıyormuş.. bizita q ismini görünce, ulen bızır mızır vardır bu filmde deyip, pür dikkat kesilen kimdir ha? abi konuyu okudum, emmeli gömmeli diyen kimdir? ereksiyonu gizlemek için koltukta dört dönen kimdir? bana bunların cevabını ver önce. simplextablosu- bir defa “abiiii çok acaip film var tamam tamam durun” diye heveslenen, salondan zıplaya zıplaya odaya geçen, “abi yalnız altyazıları ayarlarken gördüm kızların encüklerini buzlamışlar” diye üzülen, bize sitem eden, gözleri dolan, sıtkı sıyrıl hala gözümün önündedir, hala hatırımdadır. aynı, konuyu okuyup bu film bizim ahlakımıza töremize uymaz diyen simplekside hatırladığım gibi. koltuktaki kımıldanmalarım ise ereksiyondan değil, ereksiyon geçtikten sonra büzüşen bokser donu yerine koymak içindir. kayıtlara soğru geçsin. sitki siyril : evet, o bendim. ancak, o heyecanım sinema aşkından kaynaklandığını nası anlatabilirim ki sana. sanatsal bir filmi sansürleyen zihniyetin eleştirisini, “aha ancukları buzlamışlar diye üzülüyor” şeklinde anlayan biriyle nasıl tartışabilirim takashi miike'yi. ahlakmış.. töreymiş.. bizim töremize aydemir akbaş mı uyuyor ha? “kafası hariç 20″ mi uyuyor? “fırçana bayıldım boyacı mı” uyuyor? porno gerçektir sevgili dostum. porno gerçektir, onu delikanlı gibi bağrımıza basalım. töre möre diye kıvırtmayalım. böyle sanatsal filmlere, ancuk penceresinden, zik vizyonundan bakmayalım.dur ezan okunuyo.. simplextablosu- yeaaa bırak şimdi sanatı sıtkı. başkası okumuyo bu mesajları bi sen bi ben. kime bu tafra.. aydemir akbaş bu toprağın evladıdır ayrıca. zikiyosa gene bu memleketin insanlarını zikiyor. üç film birden sinemalarında kaç kişiye ekmek kapısı oldu o aydemir akbaş biliyor musun ha biliyor musun.. ama yoook, illa memleketimizi beğenmiyecez illa bi japon hayranlığı olacak ya buyur işte. bi de sanat filmi diye gazlamaya çalıştığın filme bak. babası kızını sikiyor, orda ölü karı altına sıçıyor bilmemne. desen ki filmde bir kurosawa lirizmi var, desen ki filmde bir zhang yimou (japon-çin farketmez mevzu çıkarma) görselliği, şöleni var tamam diycem. ama bu vursun kafaya taşı onu kanırtsın bilmemne. bana bunlarla gelme sıtkı. sitki siyril : bu yazışmaları, türkiye'de sinema sanatına gönül vermiş bir sinamaseverin ızdırapları başlığı altında blog'da yayınlayacağım öncelikle. ama sanmayasın ki, bu yazışmaları baştan beri blog'da yayınlanacak diye, ustaca laf ebeliği yaparak yazıyorum. bunlar benim öz be öz fikirlerimdir sevgili dostum. gelelim japon hayranlığı eleştirine. forum köşelerinde olum japonlarınki daracık oluyor yazılarını şevkle okuyan, onlara repler düzen birinin bu eleştirisine üzüldüm öncelikle. sen önce bilgisayarındaki asian ile başlayan jpg dosyalarını say da ondan sonra bok at japon kültürüne. gören de, türk porno kültürüne sahip çıkıyor zanneder. n'oldu aydemir akbaş'a. baş tacı ettiğiniz adam açlıktan ölüyordu be ibrahim tatlıses sahip çıkmasaydı. hadi çaman'larınız, behçet nacarlarınız nerde şimdi? ama yok, boş boş konuşalım da, torba dolsun. ben haftada bir eski türk filmi pornolarına bakıp ağlayarak masturbasyon yapıyorum senin haberin var mı? nerden olacak ki.. seen.. tahsilli türk genci.. seen. büyük sinema eleştirmeni.. sen mi büyüksün.. hayır ben büyüğüm.. been.. sıtkı sıyrıl.. simplextablosu- arkadaşım açtım porno klasörümü baktım. öyle dediğin asian diye bi dosya adı falan bulamadım bi kere. bi tane enikler diye bi klasör var, içerisindede bağıran japon kızları var. türk olsa yüreğim parçalanır izleyemem, ama acı çeken liseli japon kız görünce bana ne diyorum. çünkü ben vatanperverim sıtkı. sikmişim japonun dar damını. ayrıca bilmeden etmeden konuşuyorsun. admin tanıdığım banlenirsin ona göre uyarıyorum. aydemir akbaşa gönderdiğim yardım paralarının makbuzları hala cüzdanımda. buda söylenicek laf değildi ama beni sen mecbur bıraktın. son açtığın topicte verdiğin videoda ayrıca kurtadamdan arak. kendi çekimim yazmışsın, yemezler. emeğe saygıyı öğren biraz. sitki siyril: yavrum ben hayatım boyunca hiç bir forum ortamında yalan söylemiş bir kişi değilim. hepsinin kendi çekimim olduğunu kanıtlarım. emeği forum köşelerinden öğrenen birine anlatmak zor tabi bunları. emek dediğin yabancı porno sitelerinden kolaj yapıp kendi çekimim diye yayımlamak değildir. emek yürek ister. ben bir upskirt fotosu çekmek için metro köşelerinde nasıl tehlikeli ortamlara giriyorum biliyor musun? vatanı sevelim tabi, ama onun için bir şeyler de yapalım. gerçek birvatanperver başka ülkelere bok atmaz hem. napmış mustafa kemal, yunan bayrağını kaldırmış yerden.. azıcık emeğe saygın olsa, japon demez, latin demez hepsine aynı saygıyla yaklaşırdın ama, nerdee? simplextablosu- ha sen kendini mustafa kemal atatürk ile aynı kefeye koyuyorsun yani. yavaş gel sıtkı, yavaş gelde saçın başı dağılmasın. biz bugün türkiye cumhuriyetinden özgürce forum sitelerine girebiliyorsan bu atatürk sayesindedir tamam mı! o o bayrğı yerden kaldırdıysa bayrağın sopasınıda götlerine sokmasını bilmiştir ayrıca.sana emek nedir ne değildir konusunu bizzat odamdaki duvara yerleştirip üzerini sıvadığım kameramı göstererek yerinde anlatıcam bilehare. sitki siyril : tek umudum şudur ki, yeni nesil bu tartışmadan ibret alacak ve daha bilinçli yetişecektir. simplextablosu- gençlerimiz vatanperverliği benden öğrenecekmiş demek ki sıtkı. (…sürer) [hidepost] - online izle İzlenme : 93308 | Puan : 3.0 Süre: | Tarih : 29.04.2009 Etiketler : Visitor Q (+18)
Yazan : ahmet | Tarih : 13.10.2009 yav bu nasil bi film nasil bi yasam tarzi.bide seyrettim filimi yaaaa igrenc bisey neden eklediniz siteye boyle bir filmi seyredeni bile sapik diye iceri alirlar... Yazan : osman türk | Tarih : 06.03.2010 süper Yazan : ibrahim kaçmaz | Tarih : 08.05.2010 süper